antsevak.org.tr

Antsevak Foundation

♿ Engelliler İçin Ulaşılabilir Turizm Modeli

Herkes için eşit tatil hakkı mümkün!

🗓️ 1 Kasım 2025 | 🏷️ Kategori: Engelsiz Yaşam & Sosyal Farkındalık
📍 ANTSEVAK Vakfı Resmi Blogu


🌍 Turizmin Gerçek Amacı: Herkes İçin Erişilebilirlik

📸

Turizm yalnızca yeni yerler görmek değil; insanların kültürler arasında bağ kurduğu, yaşam kalitesini artırdığı bir deneyimdir.
Ancak engelli bireyler, yıllarca fiziksel ve sosyal engeller nedeniyle bu deneyimin dışında kalmıştır.
Bugün “herkes için turizm” anlayışıyla, erişilebilirlik artık bir lüks değil; insan hakkı olarak kabul ediliyor.


💡 Ulaşılabilir Turizm Nedir?

Ulaşılabilir turizm, engelli bireylerin, yaşlıların, hamile kadınların veya geçici hareket kısıtlılığı olan kişilerin seyahat, konaklama, ulaşım ve etkinliklerden eşit şekilde yararlanabilmesini sağlar.
Bu yaklaşım sadece mimari düzenlemelerle sınırlı değildir — aynı zamanda bilgiye erişim, dijital kolaylık ve personel eğitimi gibi birçok unsuru içerir.


🏨 Engelliler İçin Erişilebilir Turizmde 5 Temel Unsur

  1. Erişilebilir Altyapı – Rampalar, geniş kapılar, asansörler, engelsiz tuvaletler
  2. Ulaşımda Eşitlik – Tekerlekli sandalye erişimine uygun transfer araçları
  3. Personel Eğitimi – Empati ve farkındalık odaklı hizmet anlayışı
  4. Dijital Erişilebilirlik – Görme ve işitme engelliler için uyumlu web sistemleri
  5. Sosyal Katılım – Engellilerin kültürel ve doğa etkinliklerine dahil edilmesi

Bu unsurlar bir araya geldiğinde, gerçek anlamda kapsayıcı turizm modeli ortaya çıkar.


🤝 ANTSEVAK Vakfı’nın Katkısı: Engelsiz Tatil Yolunda

ANTSEVAK Vakfı, engelliler için erişilebilir turizmin gelişmesi adına önemli adımlar atmaktadır.
Vakfın yürüttüğü çalışmalar arasında:

  • Engelli bireylere özel rehabilitasyon ve eğitim tatil programları,
  • Erişilebilir tesislerle iş birlikleri,
  • Engelsiz Destinasyonlar Haritası” projesi,
  • Turizm personeline yönelik duyarlılık eğitimleri yer almaktadır.

Vakfın amacı, sadece seyahat imkânı sunmak değil; herkes için eşit yaşam ve özgürlük bilincini yaygınlaştırmaktır.


🌱 Sürdürülebilir ve Sosyal Bir Dönüşüm

📸 [Görsel Önerisi: Farklı yaş ve engel grubundan insanların birlikte doğada yürüyüş yaptığı bir kare]

Ulaşılabilir turizm, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın da bir parçasıdır.
Dünya nüfusunun yaklaşık %15’i engelli bireylerden oluşuyor — bu da yaklaşık 1 milyar insanın seyahat potansiyeli demek.
Dolayısıyla erişilebilirlik sadece toplumsal bir sorumluluk değil; aynı zamanda ekonomik bir fırsat anlamına geliyor.


❤️ Sonuç: Engelsiz Bir Dünya İçin Birlikte

Gerçek turizm; kimseyi dışarıda bırakmadığımız turizmdir.
ANTSEVAK Vakfı olarak inanıyoruz ki; farkındalıkla, empatiyle ve birlikte hareket ederek her bireyin özgürce gezebildiği, katılabildiği, gülümseyebildiği bir dünya mümkündür.

“Engelleri kaldırmak değil, birlikte aşmak bizim gücümüzdür.”


🔖 Etiketler:

EngelsizTurizm #ErişilebilirTatil #ANTSEVAK #SosyalSorumluluk #EngelsizYaşam #UlaşılabilirTurizm #SürdürülebilirTurizm #HerkesİçinTurizm

ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜN SOY AĞACI

(Cumhuriyetimizin Kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeceresi)
Sultan Murat Hüdavengidar zamanında başlamak üzere, bütün Türk Devleti padişahlık döneminde, Rumeli’yi Balkanlar’ı ve Avrupa’yı Türkleştirmek için soyunda ve sopunda hiçbir karışım olmayan Türk ailelerinden oluşan özel güçleri buralara göndermişlerdir. Bu göçlerin büyük çoğunluğu Oğuz Türkleri, Müslüman Oğuzların Yörük Türkmen boylarından gönderilen aileler teşkil ermektedir. Müslüman Oğuzların, Tanrıdağı ve Karagöz Yörüklerinden olup, Konya ve Aydın yöresine yerleşmiş bulunan isimler, teker teker yazılı bulunmaktadır. Buradaki, 950 tarih ve 82 numaralı l yazıcı defteri ile 1051 tarih ve 469 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu’dan Rumeli’ye geçen Türk boy ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır. Bunların Müslüman Oğuz Türk’ü Yörük Türkmen boylarından oluşan ailelerinin kimler olduğunu kayıtlarda belirtmektedir. İşte bu kayıtlarda, Ulu Önder Atatürk’ün atalarının, Anadolu’dan Konya ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır. Atatürk’ün dedeleri; Anadolu’dan Rumeli’ye gidip, Yunanistan’da Manastır Vilayeti’nin derbei bala sancağına bağlı bulunan Kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Alüş Efendi derlerdi.Kocacık Nahiyesinin tamamen Türk’tür. Atatürk kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Efendi’nin torunudur. Hafız Ahmet Efendi’nin saçları kırmızı olduğu için adına “Kırmızı Hafız Efendi” derlerdi. Ulu Önder Atatürk’ün dedesi kırmızı Hafız Efendi kocacık Nahiyesinde ilkokul eğitmenliği yapmakta idi. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi de bu kocacık nahiyesinde dünyaya geldi. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendiye Alüş Efendi derlerdi. Kocacık nahiyesi tamamen Türk’tü. Burada yerleşenlerin çoğu Aydın ve Konya yöresinden gelen Türklerdir. Hatta bu aileler Yörük Türkmenleridir. Bu Yörük Türkmenlerinin Tanrıdağı ve Karagöz olduğu yukarıda adı geçen il yazıcı defterinde kayıtlı bulunmaktadır. Keza yine belgelerde Aktan ve naldöken Yörüklerinde buralarda bulunduğu yazılmaktadır. Fetihnamelerde, buralardaki Konya Türklerine hudut gazileri ünvanı verildiği yazılmaktadır. Bu Türklere miri, Yörülen Türkmenlerden denilmekteydi. Ulu Önder Atatürk özbe öz Türk olup, Konya ve aydın yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi’nin babası aydından Selanik’e gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi’nin babası Aydınlıdır.

  •  Bu bilgiler Vakfımızın Kurucu Başkanı ve Başbakanlık Eski Müşaviri Şecaattin Zenginoğlu‘nun “Bilgi Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen Sesi-1999” isimli kitabından alınmıştır. 40 yılı yakın yaptığı araştırmalar, devlet arşivlerin deki incelemeler ulu önderin yaşan akrabaları ve silah arkadaşları ile yapmış olduğu özel röportajlar ışığında kaleme aldığı eserden alınmıştır

ATATÜRK’ÜN KENDİSİNİ TANIMLAMASI:

(1)“Benim hayatta yegane fahrim (onurum), servetim, Türklükten başka bir şey değildir.”
“Bana, insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya gelmemdir.”

(2) Bir İngiliz’in “siz hangi asil ailedensiniz?” sorusuna verdiği yanıt:
“Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Teodoz, İtalya Yarımadasına inmek isteyen Türk Atilla’ya barış görüşmesinden önce sormuş: ‘Siz hangi asil ailedensiniz?’ Atilla’da ona cevap vermiş: ‘Ben asil bir milletin evladıyım!‘ işte benim cevabımda size budur!”

(3)Sanki yeni Rıza Nurlara cevap vermiş.

” Türk, Türk olduğu için asildir… çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz.”
(4)“… Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım (dır)”
(5)“Millî mevcudiyetimize düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı…’Türk’üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!’ diyelim”
(6)” Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır…”

(7)Atatürk kendisini böyle tanımlıyor. Ben bir Türk’üm diyor ve bundan gurur duyuyorum diyor. Kişi, hissettiği milletten olduğuna göre bu sözler üzerine daha denecek bir şey yoktur. M. Kemal, bir Türk’tür ve koca bir Türk’tür, Türk’ün Atası’dır. Türk milletine, unuttuğu milli kimliğini tekrar kazandıran, ümmetten Türk milletine dönmesini sağlayan bir Türk’tür.
Yeni Rıza Nurlara bunlar da yetmeyecektir. Hiç gerek olmadığı halde, konuya tam açıklık getirmek için, ana ve baba soyunu da irdeleyeceğiz. Kimdir, kimlerdendir ona bakacağız

MUSTAFA KEMAL’İN ANNESİ YÖRÜK TÜRKMEN’ DİR.
Zübeyde Hanım’ın soyu Yörük’tür. Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliği’nin yıkılmasından sonra (1466), Balkanlar’da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir. Konya bölgesinden geldikleri için bunlar, “Konyarlar” ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve böyle anılmıştır.
(8)Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilir. Zübeyde’nin babası Sofi-zade Seyfullah Ağa, Selanik yakınlarındaki Lankaza’ya göçer ve bir çiftlik sahibi olur. Ve Zübeyde Hanım 1857’de burada doğar. Annesi, babasının üçüncü eşi Ayşe Hanım’dır.
(9)Zübeyde Hanım’ın soyunu birde anlatılanlardan görelim.
M. Kemal’in kız kardeşi Makbule Hanım (1885-1956):
“Annemden sık sık şunları dinlemişimdir. Bizim esas soyumuz Yörük’tür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz” diyor ve atalarından bazılarının da sonradan tekrar Konya’ya geri döndüğünü de şöyle açıklıyor: “Dedem Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş, Mevlevi dergahına girmiş, orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak.”
(10)Makbule Hanım Yörüklük için şunları söylüyor:
“…Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e “Yörük nedir?” diye sordum. Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.”

(11)Yörük ile Türkmen eş anlamlıdır. Atatürk, soyunu açıklarken bunu da vurgular:
…. Benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenler’dendir.
(12)Zübeyde Hanım’ın babasını, kocası Ali Rıza Efendi’yi ve Ali Rıza’nın babası Kızıl Hafız Ahmet Bey’i de tanıyan Selanik doğumlu Aydın Milletvekili Hasan Tahsin San (1865-1951)                                                                            

(13) şu bilgileri verir: ” Atatürk’ün validesi, Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Fethullah Ağa’nın kızıdır. Selanik’te doğmuştur. Bu aile bundan 130 sene evvel (1800’lü yılların başı oluyor.) Sarıgöl’den Selanik’e gelmişlerdir. Vodina sancağının batısında Sarıgöl nahiyesinde onaltı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve Teselya’nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı hükümetinin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.”                                                                                                                                           (14) Bir yabancı yazar da Atatürk’ün annesi hakkında edindiği bilgileri şöyle aktarıyor:”Mustafa’nın babası Ali Rıza Efendi, anası da Zübeyde Hanım’dı. Zübeyde Hanım… sarışındı; düzgün, beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik’in batısında Arnavutluk’a doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası, Türklerin Makedonya’yı ve Teselya’yı almalarından sonra Anadolu’nun göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım, damarlarında ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hala Toros Dağlarında özgür yaşamlarını sürdüren sarışın Yörükler’in kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı. Mustafa da annesine çekmişti; saçları onun gibi sarı, gözleri onun gibi maviydi.”                                            

(15)Zübeyde Hanım’ın kendi ifadesi; oğlunun, kızının, kendisini tanıyanların ve de konu üzerinde çalışanların ortak ifadesi; Zübeyde Hanım’ın Yörük-Türkmen olduğudur. Yani Zübeyde Türk’tür.
MUSTAFA KEMAL’İN BABASI YÖRÜK TÜRKMEN ‘DİR. 
Mustafa Kemal’in baba soyu, Aydın/ Söke’den gelerek Manastır vilayetine yerleştirilen, “Kocacık Yörükleri (Koca Hamza Yörükleri)”ndendir. Ali Rıza Efendi, Manastır’ın Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık’ta dünyaya gelmiştir(1839). Aile sonradan Selanik’e göçmüştür. Babası İlkokul öğretmeni Kızıl Hafız Ahmet Efendi’dir. Amcası, Kızıl Hafız Mehmet Efendi’dir. Taşıdıkları “Kızıl” lakabı ve yerleştikleri yere “Kocacık” denmesi; Ali Rıza Efendi’nin soyunun, Anadolu’nun da Türkleşmesinde katkısı olan ” Kızıl-Oğuz” yahut “Kocacık Yörükleri-Türkmenleri”nden geldiğini göstermektedir.      

(16)Anne soyunda olduğu gibi baba soyunda da en sağlam bilgiler önce Atatürk’ün, annesinin, kardeşinin anlattıkları; sonra çevrelerinin aktardıklarıdır.
Makbule Hanım;
“Babam Ali Rıza Efendi, Selanik’lidir. Kendileri Yörük sülalesindendir.”

(17)Atatürk:“… Benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenler’dendir.”

 (18)M. Kemal’in Selanik’te mahalle ve okul arkadaşı, Kütahya Milletvekillerinden Mehmet Somer (1882-1950):          

(19)“Atatürk’ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar:
Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacık’lıların hepsi öz Türkçe konuşurlar. İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi Yörük’tür… Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır.”    

(20)10 Kasım 1993’te Milliyet gazetesi “Ata’nın Soy Kütüğü” isimli bir yazı yayımlar. Gazeteci Altan Araslı, Kocacık köyüne giderek bir araştırma yapar ve köylülerle konuşur. Kocacıklı Numan Kartal’ın aktardıkları:
“Ali Rıza Efendi, Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık’ta dünyaya gelir. Kocacık’ın nüfusu tamamen Türk’tür. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu’dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların Türkmen boyundanız.”
DİPNOTLAR

(1). Bozkurt, Mahmut Esat; Yakınlarından Hatıralar, Sel Yayınları, İst., 1955, s.95
(2). Egeli, Münir Hayri; Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar, İst., 1959, s.15
(3). Ünaydın, Ruşen Eşref; Atatürk Tarih ve Dil Kurumları (Hatıralar), TDK. Yayını. Ank., 1954, s.54
(4). Egeli, Münir Hayri, s.69
(5). Faik Reşit Unat’ın “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” Türk Dili Dergisi, Sayı 146, 1963 makalesinden aktaran Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Ank., 1984, s.171-173
(6). Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C. II. derleyen Nimet Unan, Türk İnk. Tarihi Ens.yayını, Ank.,1959,s.143
(7). Arıkoğlu, Damar; Hatıralarım, İst.,1961, s.304
(8). Güler, Ali; Atatürk Soyu, Ailesi ve Öğrenim Hayatı, Ank.1999, s.40-46 – Göksel, Burhan; Atatürk’ün Soykütüğü Üzerine Bir Çalışma, Kültür Bak. Yay., Ank.1994, s.7
(9). Güler, Ali; s.46
(10). Şapolyo, Enver Behnan, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, İst.,1958, s.33,23- aktaran Güler, Ali s.45
(11). E.B.Şapolyo, a.g.e.den aktaran Güler, Ali a.g.e. s.27, 28
(12). E.B.Şapolyo, a.g.e. den aktaran Güler, Ali a.g.e. s.28
(13). Türk Parlamento Tarihi, 1919-1923 c.111, TBMM Vakfı Yay., Ank.,1995, s.132-133
(14). E.B. Şapolyo, a.g.e den aktaran Güler Ali a.g.e.s.45
(15). Lord Kınross, Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Sander Yayınları, İst., 1978, s.25
(16). Güler, Ali, s.17
(17). E.B. Şapolyo, a.g.e.den aktaran Güler, Ali, a.g.e. s.28
(18). E.B. Şapolyo, a.g.e.den aktaran Güler, Ali, a.g.e. s.28
(19). Türk Parlamento Tarihi 1931-1935, c.11, Ank.1996, s.402
(20). E.B. Şapolyo, a.g.e. s.21 den aktaran Güler, Ali, a.g.e. s.28

Huri öğretmen, gözlerini kaybedince kendini engellilere adadı

ORTA Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) mezun olduktan sonra Erzurum’un Aşkale ilçesinde 7 yıl öğretmenlik yapan Huri Kaşıkçı (55), hastalık sonucu görme yetisini tamamen kaybedince, malulen emekli olma hakkı bulunmasına rağmen kendini engellilere adadı.

Ankara’da yaşayan evli ve 2 çocuk annesi Huri Kaşıkçı, 1993’te ODTÜ Kimya Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Denizli’de bir tekstil fabrikasında bir süre mühendis olarak çalıştı. Kaşıkçı, bir yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi mezunlarına tanınan İngilizce öğretmenliği için başvuruda bulundu. Erzurum’un Aşkale ilçesinde bulunan İbrahim Polat İlköğretim Okulu’na atanan Kaşıkçı, burada 7 yıl görev yaptığı sırada hastalık sonucu görme yetisini tamamen kaybetti. Fakat Kaşıkçı, malulen emekli olma hakkı bulunmasına rağmen çalışma kararı alarak, Ankara’daki Gören Eller Engelliler Okulu’na atandı. Kaşıkçı, burada 9 yıl görme engelli öğrencilere İngilizce ve matematik öğretti, birçok Avrupa Birliği projesine imza attı. Kaşıkçı, ardından diğer engel gruplarına da hizmet verebilmek için sınavla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na geçerek, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nde şube müdürü oldu. Kaşıkçı, bakanlıkta toplumun her kesiminden engelliler için çalışmalarını sürdürüyor.

‘GÖREN ELLER BENİM İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLDU’

Kaşıkçı, görme yetisini kaybettikten sonra görme engelliler okulunda tayinini istediğini belirterek, “Ankara’ya tayin istedim. Geldikten sonra görme engelli çocuklara hizmet etmek amacıyla gören elleri tercih ettim. Burada görme engelliler okulunda İngilizce ve matematik derslerine girdim. Benim için görme engelli çocuklarla beraber olmak, onlara hizmet etmek çok büyük bir deneyimdi. Görme engelli çocukların alfabesi çok farklıydı. O çocukların yazılarını okuyabilmek amacıyla o yıl, yaz okulunda 2 aylık kurs aldım. Alfabeyi öğrendim, yeniden bilgisayar kullanmayı yaşamaya başladım. Benim için gören eller bir dönüm noktası oldu. Görme yetinizi kaybediyorsunuz, hayat kaygınız oluyor. Çocuklarınızı büyütme telaşı içerisindesiniz, mesleğinizi yeniden devam ettirebilme kaygılarınız var. Benim için gören eller bir dönüm noktası oldu. İkinci doğuş diyebiliriz” dedi.

‘O ÇEMBERİ GENİŞLETMEM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜM’

Kaşıkçı, öğretmenlikte yaklaşık 17 yıl çalıştıktan sonra geniş engel gruplarına ulaşmak için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na geçtiğini söyleyerek, “Biraz daha o çemberi genişletmem gerektiğini düşündüm. Aile Bakanlığına geçtim. Sadece görme engelli az gören çocuklar değil, daha farklı engel gruplarını da çok iyi tanıyordum. Oradaki engelli çocuklar ve ailelerine hizmet vermeye başladım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğünde 5 yıl çalıştıktan sonra şube müdürlüğü sınavlarına kazanarak hayatıma şu an şube müdürü olarak devam etmekteyim” diye konuştu.

‘MOBİL VE SES SİSTEMİNE KAREKOD UYGULAMASIYLA ERİŞEBİLECEKLER’

Kaşıkçı ayrıca, Antalya Sağlık Turizmi Eğitim Geriatri Rehabilitasyon Engelli ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın kendisine başkan yardımcılığı teklifinde bulunduğunu belirterek, “Yollarımız Antalya’da başladı. Şu an Aile Kadın ve Engelliden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapıyorum. Altındağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yapmış olduğu ‘Hayata Ses Ol’  projesine dahil olduk. Altındağ Türk Kızılay’ı ve ANTSEVAK vakfı olarak paydaş olduk. Mobil ve sesli uygulamalarla çocuklarımıza erişim sağlanılacak. Mobil ve ses sistemine karekod uygulamasıyla erişebilecekler. Ankara Altındağ Gören Eller’den başlayacak olan bu çalışma, umut ediyorum ki tüm Türkiye’ye yaygınlaşacak. Görme engelli çocuklarımızın bundan yararlanması konusunda hepimizin ‘hayata ses olalım’ diyorum” ifadesini kullandı.

Kaşıkçı ayrıca, hastalığına Erzurum’da tanı konulamadığını belirterek, “Nedeni bilinmeyen bir rahatsızlık olarak tanısı konuldu. 2 yıl önce hastaneye tekrar hastalığımın adını öğrenmeye gittiğimde genetik rahatsızlık olduğu ortaya çıktı. Daha çok Çin ve Japonya’da görülen ‘Korneoretinal Distrofi’ hastalığı olduğunu öğrendim” dedi.

ANTSEVAK Vakfından Yüreklere Dokunan Ziyaret

Antsevak Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulundan Ankara aile Sosyal İl Müdürlüğü’ne ziyaret.

Antsevak Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı M.Mete Kaçar, Mütevelli Kurucu heyeti üyesi ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Oguztürk Zenginoğlu ve Sosyal Politikalar Aile Bakanlığı Şube Müdürü Huri Kaşıkcı ile birlikte Ankara’da aile Sosyal İl Müdürlüğünü ziyaret ettiler. Ziyaret amacının, şiddete maruz kalmış parçalanmış ailelerin Çocuklarına destek olmak ve o çocukları topluma yeniden kazanmak için sosyal projeler ile farkındalık oluşturmak adına olduğu belirtildi.

Gün geçmiyor ki bir kadına veya bir çocuğa şiddet vakasıyla karşılaşmayalım. Sürekli dayak yiyen sürekli azarlanan öfke nöbetleri içerisinde büyüyen o kadar çok çocuğumuz var ki sevginin ne olduğunu öğrenememiş, başı okşanmamış hatta tam tersine belki de defalarca dayak yemiş o kadar çok çocuğunuz var ki. Küçük yaşta geçirmiş oldukları bu tramvalar maalesef ileriki yaşlarda onları potansiyel bir suçlu haline getiriyor işte bunu önlemek, o çocukları yeniden kazanmak adına Antsevak vakfı yüreklere dokunan bir ziyaret gerçeklerştirdi.

200 adet hikaye kitap…

Bugün Ankara Aile il Müdürlüğü’nü ziyaret ederek kadından sorumlu il müdür yardımcısı Saliha Aras ile görüştüler. Bu çocuklarımız için neler yapabilir hususunda fikir alışverişi yaptıktan sonra Özellikle anneleri ile sığınma evlerinde bulunan ve hayatın sadece acı, şiddet, gözyaşı, sevgisizlik ve merhametsizlik yönlerini görüp travma geçiren çocuklarımıza masallarla hayatın güzel yönlerini öğretmek, onlara bambaşka bir dünyanın ufuklarını açmak için sayın Sultan Doksöz’ ün yazmış olduğu 200 adet hikaye kitabını da hediye ettiler.

Antsevak vakfı adına konuşan Hüri Kaşıkcı, Yaptığı açıklamada; “çocuklarımız, yarınlara umutla baktıklarımız. Şiddete maruz kalmış parçalanmış ailelerin Çocuklarına destek olmak amaçlı onların sevgisizlik merhametsizlik acı ve şiddetle dolu aile yaşantısından uzaklaşmaları mutluluğu huzuru sevgiyi ve tüm güzellikleri masal tadında yaşayabilmeleri için, bugün Ankara aile il Müdürlüğü’nü ziyaret ettik. Sayın kadından sorumlu il müdür yardımcımız Saliha Aras’ı ziyaret ettik ve ziyaretimizde kadın sığınma evlerinde kalan anneleriyle birlikte sığınan bu yavrularımızı bir nebze olsun yaşadıkları Travmalardan uzaklaştırmak ve onları masallarla dünyalarını sevgiye hoşgörüye merhamete yol almaları için 200 adet hikaye kitabını Antsevak vakfı olarak hediye ettik. Değerli il müdür yardımcımız Saliha Aras’a ve yazarımız Sultan Doksöz hanımefendiye teşekkür ederiz” dedi.

İhtiyaç sahiplerine gıda yardımı

BAZI sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla Antalya’daki ve Konya’nın Tuzlukçu ilçesindeki ihtiyaç sahiplerine, gıda maddeleri bulunan yardım kolileri ulaştırıldı.

Uluslararası Tüm Engelliler Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu (UTEF), Antalya Sağlık Turizmi Geriatri Rehabilitasyon Engelli ve Sosyal Hizmetler Vakfı (ANTSEVAK), Leman Gebizli Umut Işığı Derneği işbirliğinde, içerisinde 1 ay yetecek kadar çeşitli kuru gıda, sıvı yağ, un, çay, şeker gibi mutfak ihtiyaçlarının bulunduğu koliler hazırlandı.

Kolilerin bir kısmı Antalya’da mahalle muhtarlarınca belirlenen ihtiyaç sahibi ailelerin adresine teslim edilirken, bir kısmı da kamyona yüklenip Konya’nın Tuzlukçu İlçe Belediyesi’ne teslim edildi.

Federasyon başkanı Mete Kaçar, vakıf yöneticileri, dernek başkanı Güldane Kaya, her yıl Ramazan ayında ihtiyaç sahibi ailelerin Ramazan sofralarına katkı koymak amacıyla çeşitli gıda maddesi desteğinde bulunduklarını, Tuzlukçu ilçesindeki vatandaşları da unutmadıklarını belirtti.

UTEF Başkanı Mete Kaçar, “Yardımlaşmayı dayanışmayı kendimize görev edindik. Nerede bir kimsesiz nerede bir muhtaç görsek, duysak elimizi uzattık. Yüreklere dokunmak, umut olmak ne güzel, bunu başarabildiysek ne mutlu bize” derken, Leman Gebizli Umut Işığı Derneği Başkanı Güldane Kaya, kolilerin hazırlanmasına katkı koyan hayırseverlere teşekkür etti.

Yusuf DEMİR/ANTALYA, (DHA) Haberi

Antsevak veren eller ile ihtiyaç sahiplerine köprü oldu.

UTEF FederasyonuANTSEVAK Vakfı ve Leman Gebizli Umut Işığı Derneği bir etkinlik düzenleyerek, Ramazan Ayı ruhunu yaşattı. Paylaşma ve yardımlaşma ayı olarak bildiğimiz bu ayda Konya Tuzlukçu belediyesinde bulunan ihtiyaç sahiplerinin bir aylık ihtiyaçlarını karşılayacak erzak kolileri hazırlayıp Tuzlukçu İlçe Belediye başkanı Nurettin Akbuğa’ya ulaştırılmak üzere Tuzlukçu belediye çalışanlarına teslim ettiler.

Telefonla katılan Tuzlukçu ilçe Belediye Başkanı “ iki yıldır ihtiyaç sahibi halkımızın yanında oldunuz, bizlere her konuda her zaman destek çıktınız. Mevlananın şehrinde ramazanın ruhunu yaşattınız. Bizlere destek veren herkese yürekten teşekkür ederim” dedi.

Tüm Engelliler Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu (UTEF) Genel Başkanı, ANTSEVAK vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı  M. Mete Kaçar konuşmasında “bizler yardımlaşmayı dayanışmayı kendimize görev edindik. Nerede bir kimsesiz nerede bir muhtaç görsek yürekten elimizi uzattık. Ramazanın ruhunu hiç unutmadık. Yüreklere dokunmak, umut olmak ne güzel bunu başarabildiysek ne mutlu bize” dedi.

Leman Gebizli Tüm Engelliler Yaşlılar ve Kimsesizlere Umut Işığı Dernek Başkanı, Güldane Kaya konuşmasında “ Ramazanın kalbi yardımlaşma ve dayanışmada atar dedik kurumlarımız  olarak kendimize bunu görev edindik. Yıllardır yılın her ayı yardıma ihtiyacı olanların yanına koştuk. Sadece Ocak ayından bu yana hemen hemen her gün bir engellimize tekerlekli sandalye verdik üç akülü araç ve iki çocuğumuza özel yapım engelli yürüteç verdik dedi. Onlarca yardım kolisi dağıttık. Bizler veren ellerle ihtiyaç sahibi evler arasında bir köprü karanlık dünyalarına bir umut ışığı olmaya kendimizi adadık” dedi.

Eğitimde iş birliği

Konya’nın Tuzlukçu Belediyesi, ilçedeki atıl kalmış okul ve binaların restore edilip kültür-sanat ve mesleki eğitim merkezlerine dönüştürülmesi, arazilerin üretime açılması amacıyla Antalya’daki bazı sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği protokolü imzaladı.

Tuzlukçu Belediye Başkanı Nurettin Akbuğa, Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Özgür Ünsal, Uluslararası Tüm Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu (UTEF) Genel Başkanı Mete Kaçar, Antalya Sağlık Turizmi Geriatri Rehabilitasyon Engelli ve Sosyal Hizmetler Vakfı (ANTSEVAK) Başkan Yardımcısı Mustafa Oğuztürk Zenginoğlu, Lemen Gebizli Umut Işığı Derneği Başkanı Güldane Kaya, Antalya’da yaşayan yatırımcı işadamı Ruslan Pliev, Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde bir araya geldi.
 
Tuzlukçu kalkındırılacak
Taraflar arasında imzalanan iş birliği protokolüne göre, belediye, vakıf, federasyon, dernek ve iş insanlarının desteğiyle Tuzlukçu ilçesinde atıl kalmış başta okul binaları başta olmak üzere birçok bina ve arazi hizmet alanları olarak değerlendirilecek. Restore edilen binalarda sosyal ve kültürel, mesleki eğitim çalışmaları yapılacak, araziler verimli hale getirilecek, üretim çeşitlendirilecek, tarım ve hayvancılık geliştirilecek. Sanayi tesisleri kurulacak, gençlere iş imkânları sağlanacak, kadınlar da üretime davet edilecek. Bölge alternatif turizme açılacak.
DHA

ANTALYA’DAN TUZLUKÇU’YA STK KÖPRÜSÜ

Antalya’da; yaşlılar, engelliler ve kimsesizlere yönelik sosyal yardımlaşma faaliyetleri yürüten 3 Sivil Toplum Kuruluşu ile Tuzlukçu Belediyesi arasında işbirliği protokolü imzalandı. Başkan Akbuğa; imzaladığı protokollerle ihtiyaç sahiplerine en hızlı şekilde ulaşılarak mağduriyetlerinin giderilmesini hedeflediklerini söyledi.

Tuzlukçu Belediyesi ile ANTSEVAK VAKFI (Antalya Sağlık Turizmi Eğitim Geriatri Rehabilitasyon Engelli ve Sosyal Hizmetler Vakfı), UTEF FEDERASYONU (Uluslararası Tüm Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu) ve LEMAN GEBİZLİ Tüm Engelli Yaşlı ve Kimsesizlere Umut Işığı Derneği arasında imzalanan protokole ilişkin bir açıklama yapan Başkan Akbuğa; “STK’larla yaptığımız bu protokol ile eğitimden sanata,  sanayileşmeden ağaçlandırmaya kadar birçok alanda hizmet verilmesi hedeflenmektedir. İhtiyaç sahiplerine en hızlı şekilde ulaşılarak mağduriyetlerinin giderilmesi, başlıca hedeflerimiz arasında bulunmaktadır. Bu işbirliğinin ilçe halkımız adına hayırlı olmasını dilerim” dedi.

Tuzlukçu Belediyesi’nin sosyal medya hesabından paylaşımda da STK’ların sosyal destekleri ile ilçenin gelişimi, ilçe halkının desteklenmesi, ihtiyaç sahiplerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşılması, eğitime destek verilmesi, sanayi ve üretimi çeşitlendirmek suretiyle sanayi ve ticaretin gelişiminin sağlanması, yeni iş kolları oluşturarak istihdamın artırılması suretiyle göçün önüne geçilmesi, diğer taraftan da kültür, sanat ve turizm etkinlikleri ile ilçenin sosyal ve kültürel açıdan gelişiminin sağlanması ve ilçe halkına en iyi şekilde hizmet verilmesinin hedeflendiği bilgisine yer verildi.